Hi,I’am Zehra.So if you look at the title you can realize what we will talk about.Let’s begin; First of all “what is plateau?”
Some people don’t know the plateaus.It’s like village,but it isn’t , It’s like a house on a mountain but it isn’t. It’s hard to explain but I must explain this.Think about what I am going to say. Let’s think. There is a mountain but it’s very height. It’s touching the clouds,like at the tales.
And on this mountain, there is a village. In the houses of this village there are no heaters, there are stoves. Because it is really cold on here. So you just come here at the summers. I must tell you something about plateaus; you must wear long clothes in the plateaus.
Okay,now let’s talk about the other things. “Why people come here?” Some people don’t live at the cities. They live at the villages. When summer comes people(villagers or urban), to avoid from hot whether and they go to the plateaus. That’s the reason of it.
Now here I share my opinions about the plateaus. I think the plateaus are good idea for your holidays. You can do everything at here. But remember what I am going to say. There is no wifi. You just can take selfie here. Also It’s good idea for take time for yourself.
Here below you will find a picture of my home plateaus.
Katy was 13 years old.Her father and her mum say;You should go to camp. But Katy doesn’t want to go camp. She wants go shopping. But her mum was angry,she said :YOU SHOULD GO TO CAMP.
*******************************************
The bus stopped in front of big cabin. Then Katy and the campers got off. There is a woman.”Welcome to Camp Idlewood“ the woman said.”I am MS Averly and I am your camp director. One minute later Katy talk with a boy. His name is Riley. Riley has some lollipops.
*******************************************
One day later the campers go to museum and big shopping centre. Riley was sitting in front of Katy. And they talked.Later they went into a music shop.
“Look! There’s George.He watching the campers.” Katy said. That’s strange!
*******************************************
After dinner Riley and Katy went to lake.But There was George.He was talking to phone.They did not understand to George.
Someone put hand over Katy’s mouth. Ten minutes later Katy and Riley opened their eyes. They were scared.There were George, Ms Avrly and Mr Black Glasses.
******************************************
And door opened. There are polices. “Police,Hands up!” said an police . Ms Averly and Mr Black Glasses put their hands up.George help to Riley and Katy. “My name is George.I am a policeman.” He said.
Oliver, düşkünler evinde doğmuş ve doğar doğmaz annesini kaybetmiş. düşkünler evinde hep yulaf lapası vermişler ona.
Arkadaşları çok aç ve Oliver’dan yemekçiden azcık yemek istemesini istiyorlar. Halbuki bunu yapmak yasak. Oliver bunu derdemez hemen onu Bodrum’a kapatmışlar ve bir kaç gün Bodrum’da kalmış.
Sonraları oliver bir restaurant da çalışmaya başlıyor. ….
Kitapta beni en çok etkileyen şey Oliver’ın sonunda çok zengin olup parlak bir geleceğinin olması.
Oliver’ın yerinde olmak istemezdim, çünkü doğduğundan sonraki dönemde çok zorluklar çekiyor.
Bu kitabı çoook beğendim, çünkü çok heyecanlı ve okurken kalbim küt küt attı. Kısaltılmış güzel bir metin
Sanırım bitireli 6 ay oldu bu diziyi. İlk izlediğimde çok hayran kalmıştım, çok güzel bir anlatım sergilemişlerdi dizide. Kitaptan uyarlanan bu dizi yetim bir kızın yaşadıklarını anlatıyor. Kızın adı Anne . Ve garip olanda şu ki kendini tanıttığında hep şöyle diyor:
“Adım Anne, “e” ile okunuyor.”
Kızı sahiplenen köylü yaşlı ağabey ve yaşlı kız kardeşi kızın ilk balta çok fazla terbiye alması gerektiğini söylüyorlar sonra ise kıza alışıyorlar ve onu seviyorlar.
Ağabey ve Kız kardeşi bu duruma ne kadar alışmış olsalarda köy halkının çoğu kızı kızıl saçlı ve çilli diye çirkin buluyor.Sonrasında birkaç kişi kızı seviyor ve onu dışlamıyor.
Zaman geçtikçe köy halkı ona alışıyor ancak köyde bazı sorunlar oluyor. Anne , okul arkadaşları ve Öğretmeni okulun adına( okul dediğimiz tek odalık bir yer zaten bu olaylar 1900’lerde yaşanıyor)gazete yayınlamaya başlıyorlar . Anne bir gün kötü bulduğu bir konuyu gazeteye kimseden izin almadan yazıyor(çünkü bu onun için çok önemli bir konu). Ardından köy halkı o yaştaki birinin böyle bir yazı yazmasına karşı çıkıyor ve bazı kişiler okulu yakıyorlar. Ancak Öğretmenleri öğrencilerine ders yapmayı bıraktırmıyor.
Her neyse dizinin sonlarında herkes büyüyor ve bir sınava giriyorlar. Eğer bu sınavı kazanırlarsa okulları köy dışında olacak ve çok iyi bir eğitim görecekler . Anne bu sınavı kazanıyor ve okulu çok iyi bir okul oluyor.
Süper Hügo yüksek sesleri hiç sevmez.Bir gün büyük anne Frida’nın evine gitmiş.Çatı katında bir düğme düğmeye basmış.Oda ne! Kocaman bir teleskop 🔭. Ertesi gün kurbağayı aramış onu evinde bulmuş.Nereye demiş. Kardeşim happo’yu aramaya Leylek onu okadar korkuttuki aya saklanmay düşünmüş.Sonra roket 🚀 le aya gitmişler.Happo işte orda Yıldız’a çarpmış.Hemen aya inip bayrak aşmışlar.Sonra Happo’yu kurtarmışlar.
Rowling , 31 Temmuz 1965 ‘ te Yate Kasabası’nda doğdu . Buralarda büyüdü . Babası , uçak mühendisi, annesi Rowling ‘in de öğrencisi olan Wyedean School adlı okulda kimya teknisyeni olarak çalışıyordu .
Rowling ilk kitabı olan “TAVŞAN “ ı 6 yaşında yazdı . 11 yaşında ise “YEDİ LANETLi ELMAS VE ONLARA SAHİP OLAN ADAMLAR ‘dı “ Rowling , 18 yaşına gelince çok ünlü olan Exeter Üniversitesine başladı. Burada Fransızca eğitimi alıp Latince öğrenmeye başladı . Akademik açıdan gerekli olduğu için 1 yıl Paris’te kaldı . Mezun olunca Londra ‘ya taşındı . Birkaç yıl sonra sevgilisi ile birlikte Manchester ‘e taşınmak zorunda kaldı. 1990 yılında Londra ‘ya gidecek olan trenle giderken aklına bir fikir geldi . Bu fikir tam olarak şöyleydi : sihirbazlık okuluna giden bir gencin hikayesi . Evet , doğru duydunuz . Harry Potter serisi bir tren yolculuğu sayesinde doğmuştu .
İstasyona varır varmaz kitabı yazmaya başladı . Tamı tamına 5 yıl 7 kitabın taslağını ayarlamak ile meşgul oldu . Annesini bu zaman içinde kaybedince yaşadığı duygusal anılar kitabın içinede yansıdı . Romanı üzerinde çalışırken , Portekiz’e İngilizce öğretmenliği yapmak üzere taşındı . Burada 1992 yılında evlendi . 1 yıl sonra kızları Jessica doğdu . Evliliği biter bitmez İngiltere ‘ye geri döndü . Yanında kızı ve Felsefe Taşı kitabının elle yazılmış bir bölümü vardı .
Kitabı yazmayı bitirince tamı tamına 12 yayınevi ‘ne gitti . Ve hepsi tarafından reddedildi . 13. Yayın evi olan Bloomsbury ‘ nin ediktörü dosyaya talip oldu . Yayınevinin ediktörü kabul etmesi için patronuna verdi . Patronuna kızı Alice Newton ‘ a verdi . Alice kısa zamanda kitap için yeni bölümler istedi . Bu sayede kitap yayımlandı . Çok kısa zamanda fenomen olan Harry Potter Ve Felsefe Taşı en çok satanlar listesine girdi . Ardından Rowling Sırlar Odası , Azkaban Tuzağı , Ateş kadehi , Zümrüdüanka Yoldaşlığı , Melez Prens ve son kitap olan Ölüm yadigarlarını yayımladı .
Warner Bros 1998 ‘ de kitapların bütün film haklarını satın aldı . Ardından hemen çekimlere başlandı . Harry Potter 80 ‘ den fazla dile çevrildi . Dünyada çapında milyarlarca kez satıldı .
Rowling ‘ e geri dönersek ; şu anda dünyadaki ilk yazar milyoner . Kendisi ile yapılan bir röportajda kitaptaki çoğu kişiyi , nesneyi ve olayları kendi hayatından aldığını söylüyor. Ayrıca filmdeki çoğu büyü , lanet , vb. şeyler Latince ‘miş . Bunlara bakılırsa Rowling ‘ in sıkı bir dil dersi aldığını görebiliriz .
Nene Hatun oğlu Nazım’la birlikte üç çocuğunu 1.Dünya savaşına şehit verdi. Sadece 1 çocuğu hayatta kaldı.Nene Hatun 22 Mayıs 1955 yılında 98 yaşında hayatını kaybetti.